28 Şubat 2014

Eşlik Edebilen Bozukluklar, Durumlar

Zeka Geriliği

Otizmin şiddeti ve düzeyi, zeka düzeyi, çocuğun konuşma yeterliliği ve zihinsel yetilerindeki bilişsel esneklikle; öğrenme potansiyeliyle ve genelleyebilme becerisi ile ilgilidir. Otizmli bireylerin %70’ inde zeka geriliği de görülmekte, %50’sinde ise zeka düzeyinin 50’nin altında olduğu belirtilmektedir.

Dikkat Eksikliği/ Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu


Otizmli bireylerin çoğunluğunda dürtüsellik, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da görülmektedir. Otizmdeki başlıca sorunlardan birinin dikkatle ilgili olduğu düşünülmekte, dolayısıyla otizmin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ile az da olsa bir bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Otizmde özellikle ortak dikkattin yokluğu grup içi ve sınıf içi çalışmalarında oldukça zorlanmalarına neden olmaktadır.

Epilepsi


Otizmli bireylerde epilepsi görülme oranı %4 ile %32 arasındadır. Ciddi EEG anomalileri sık olup, uykuda, değişik zamanlarda ya da daha sık yapılmış kayıtlarında bozukluğa rastlama oranı %80 olarak bildirilmiştir.

Fragile X Sendromu


Genellikle zeka geriliğinin de bulunduğu genetik bir bozukluktur. yaygın gelişimsel bozukluğa sahip çocukların yüzde bir ile yüzde üçü arasında görülmektedir.

Tüberoz Skleroz


Zihinsel yetersizlik, nöbetler, deri lezyonları (hasarları) ve kafa içinde nodüller gibi geniş klinik durumların görüldüğü, ender rastlanan bir sendromdur.

Fenilketonuri


Proteinli gıdalarda bulunan fenilalanin isimli bir maddeyi metobolize edilemez ve buna bağlı olarak kanda ve diğer vücut sıvılarında artmış olan bu madde ve onun atıkları çocuğun gelişmekte olan beynine zarar verir. Farkedilmediği ve müdahele edilmediği takdirde çocuğun ileri derecede zeka gerisi olmasına ve sinir sistemini ilgilendiren daha bir çok belirtinin ortaya çıkmasına neden olur. Fenilketonuri tedavi edilmezse yaygın gelişimsel bozukluk ile ilişki gösterebilir.

Efektif Mutizm


Efektif mutizm çocuğun yaşına uygun ve normal bir dil gelişimi olmasına karşın çeşitli ortamlarda konuşmayı reddetmesi durumudur. Otizmle karşılaştırıldığında normal dil gelişimi olduğu halde çocuğun seçkili ortamlara ya da durumlara göre konuşmayı reddetmesi, yineleyici davranışların olmaması ve sosyal iletişimin otizmde gözlenen oranda bozulmamasıdır.

Öğrenme Sorunları


Otizmli çocuklar öğrenme sorunları sergilerler ve tipik olarak bir alanda gelişip başka bir alanda gerilik gösterebilirler. Otizmi olan çocuk bazı alanlarda, örneğin hafıza gücü ve müzikal yeti gerektiren alanlarda çok başarılı olabilirken, okuma, bisiklete binme gibi başka alanlarda başarısız olabilir. Öğrendiklerini uygulamak ve genellemek için sürekli yönergeye gereksinim duyarlar. Motor yanıtları başlatmada gecikme olabilir. Bazı otizmli çocuklarda hiperleksi(formal bir eğitim almadan 5 yaşından önce okumayı öğrenen ayrıca dilde ve sosyal ilişkilerinde güçlük yaşayan) bulunur. Otizmli çocukların %10-20′sinin hiperleksik olduğu bilinir. Bu çocuklar çok küçük yaşta, örneğin 2-3 yaşlarında kendi kendilerine okumayı öğrenirler ancak okuduklarından anlam çıkaramazlar.

Tikler


Tiklerin bazen “stereotipi” adı verilen tekrarlayıcı hareketlerden aynlması zor olabilirr.Tikler genellikle yüzde olur. Bazen de omuz silkme hareketi olarak görülebilir. Burun veya boğazını temizliyormuş gibi sesler çıkarabilirler. Tikler bazen kullanılan bazı ilaçların yan etkisi olarak da açığa çıkabilir.

Takıntılar


Otizmli çocuklarda da nesneleri bir düzene dizme, farklı renk ve şekildeki cisimleri gruplama, çeşitli anlamsız düşünceleri zihninden atamama gibi çeşitli saplantılar görülmektedir. Bunun yanı sıra, bazı nesnelere aşın bağlanma davranışı da otizmli çocuklarda göze çarpmaktadır. Bazen, aynı konuya ya da bir ayrıntıya takılırlar ve saatlerce bu konu hakkında konuşmak isteyebilirler. Sokak levhaları, radyo frekansları, doğum tarihleri, akrabalık ilişkileri, araba plakaları, alfabe, sayılar, köprüler gibi birçok şey konu olabilir.

Korkular


Özel, uygunsuz korkuları olabilir. Bazen son derece tehlikeli bir durumda korkusuzca davranırken, çoğu kez de tamamen zararsız bir durumda aşın korku ve panik haline girebilirler. Bu durumun bazen geçmişe yaşanan bir olayla ilişkili olduğu görülür. Çocuk geçmiş olayın bir görüntüsünü ve bir anını duyguyla birlikte tekrar yaşar, yeni durumun o olayla ilgisiz olduğunu fark etmez. Zaman zaman bazı otizmli çocuklar duyusal duyarlılıklar nedeniyle korkular yaşayabilirler.

Psikiyatrik Bozukluklar


Otizm başka ruh hastalıklarına yatkınlık sağlar. Yani otizmde eskiden bilinenlerin aksine başka psikiyatrik hastalıklara yakalanma olasılığı sıktır. Depresyon, mani, obsesif-kompulsif nevroz, panik bozukluk görülebilir. Bu sorunlar ergenlik çağı ile birlikte daha da belirginleşebilmektedir.

Yeme Sorunları


Katı ya da yumuşak yiyecekleri reddedebilirler, çiğnemeyebilir, çok seçici yiyebilirler, nadiren aşırı yiyebilirler. Yararlı besinlere tutkun olmaları beklenmez. Buna karşın çerez, cips gibi yiyecekleri çok sevebilirler. Pica adı verilen, yiyecek dışı maddeleri yeme görülebilir.
Otizmin temel bir özelliği olan yeniye direnç gösterme yiyecekler için de geçerlidir ve yediklerini çeşitlendirmek uzun zaman alacaktır. Tat konusundaki hassasiyetleri o kadar yoğundur ki içtikleri suya veya yedikleri gıdaya karıştırılacak en küçük bir maddeyi bile fark ederek yemekten ve içmekten vazgeçebilirler.

Uyku Bozuklukları


Uyku karmaşık, beyin işlevi ve psikoloji ile ilgili yaşamsal bir durumdur. Uyku, çocuğun biyolojik ve psikolojik gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Çocuğun yaşına göre uyku ihtiyacı değişmektedir ancak özellikle okul öncesi çocuklarda uykunun önemi çok daha fazladır. 3-5 yaşında bir çocuğun günlük uyku ihtiyacı 13-14 saat iken, 6-8 yaşındaki bir çocuğun uyku ihtiyacı 10-12 saattir.
Çocuk için düzenli uyku alışkanlığı önemlidir. Anne babanın kararlı ve tutarlı bir tutum sergilemesi de uyku alışkanlığın kazanılmasına yardımcı olacaktır.
Otizmli çocuklar diğerlerine göre daha fazla kaygı durumu yaşarlar. Bu durum çocuğun uyku düzenini bozabilr. Sıkıntılı düşler, gece terörü, uyurgezerlik gibi uyku bozuklukları görülebilir ve bu durum davranış problemlerine neden olabilir.

Motivasyon ve Dikkat Problemleri


Otizmli çocuklarda motivasyon problemleri sıklıkla görülür. Bu çocukların öğrenmeye motive olma ile ilgili problemleri akademik ve sosyal yetersizliklerden kaynaklanmaktadır. Otizmli çocuklarda, motivasyon problemlerinin yanı sıra dikkat ile ilgili problemler de vardır. Özellikle kendini uyarıcı davranışlara yöneldiklerinde, dikkatlerini bir noktada toplamaları oldukça güç olmaktadır. Dikkat sürelerinin yetersizliği ve dikkat dağınıklığı, yetersiz motivasyon ile yakından ilişkilidir. Dikkat problemi olan çocuklar, küçük bir detayı fark edebilirken, bütünü kavramakta zorlanabilirler. Bu çocukların dikkati aşırı seçicidir. Aşın seçiciliğin diğer bir örneğini ip uçlarının kullanımında yaşanan zorluklarda görürüz. Bu çocuklar karşılarındaki kişinin ifade etmek istedikleri görsel ve işitsel ip uçlarını anlamakta güçlük çekebilirler. Kişilerin yüz ifadelerini, jest ve mimiklerini anlamakla ilgili sıklıkla güçlük yaşarlar.

Diş Gıcırdatma (Bruksizm)



Diş gıcırdatma üç-on yedi yaş arası çocukların % 15′inde görülmektedir. Diş gıcırdatmanın  psikolojik ve fiziksel bir çok sebebi olabilmektedir,  fakat bunlar arasında en öncelikli olanı strestir. Stresin arttığı dönemlerde diş gıcırdatma da şiddetlenir.Otizmli çocukların büyük bir bölümünde diş gıcırdatma bazen geçici, bazen de devam eden bir özellik gösterebilir.

Aslında her çocuk süt dişlenme döneminde, karışık dişlenme ve daimi dişlenme döneminde bir miktar dişlerini gıcırdatır. Bu diş gıcırdatmaların sonucu özellikle süt köpek dişleri ve kesici dişlerde hafif aşınmaların görülebilir. Eğer erken yaşlarda koruyucu tedaviler yapılmaz ise; henüz büyüme-gelişmesi devam eden çocuklarda hem dişlerde hem de çene ekleminde kalıcı hasarlar oluşabilir.



22 Şubat 2014

Ritüalistik Davranışlar, Takıntılar ve Stereotipiler




Rutinlerine bağlı bir otizmli çocuk yaşamının gündelik rutininde ya da çevresinde herhangi bir değişiklik olduğunda son derece mutsuz olur. Farklı bir bardakta süt verilmesi ya da mobilyaların yerlerinin değiştirilmesi onu üzebilir, ağlatabilir ve hatta öfke nöbeti geçirmesine neden olabilir.

Oyunlarında sürekli olarak oyuncaklarını sıralayabilir ya da ev eşyaları ile belirli desenler inşa edebilir. Takıntılı bir biçimde aynı nesnelerle ya da aynı oyuncaklarla uygun olmayan bir biçimde ilgilenebilir. Büyüdükçe radyo frekansları, vapur saatleri, doğum tarihleri, sayı dizileri gibi konularla takıntılı bir biçimde aşırı düzeyde ilgilenebilir.


Kalıplaşmış davranışlar(stereotipiler), tuhaf törensel el-beden hareketleri, aralıksız vücudu öne arkaya sallama, el çırpma, parmak şıklatma, nesneleri döndürme, nesneleri sallama, nesnelere tıklama, nesneleri kaşıma, parmak ucunda yürüme gibi ritmik hareketlerden oluşur. Gözlerinin önünde parmaklarını oynatır, renkli kalemleri sopaları tabakları ipleri döndürür, dönen nesneleri, pervaneleri seyreder. Bunlar genellikle kendini uyarıcı etkinlikler olarak tanımlanır. Mekanik bir nesnenin sesi ile aşırı ilgilenebilir ve rahatsız edilecek ya da engellenecek olursa son derece mutsuz olabilir.

Problem Davranışların Müdahelesinde Önemli Noktalar

    • Çocuğun birden fazla problemli davranışı olabilir. Bu davranışların hepsi ile aynı anda çalışılmamalıdır.
    • Problemli davranış, ortam-davranış-sonuç ilişkisi içinde ayrıntılı olarak incelenmeli ve kayıtlar tutulmalıdır.
    • Çocuğun gözlem ve incelenmesi için uygun zaman ve ortam sağlanmalıdır.
    • Çocuğa her istendiğinde beklediği şekilde tepki vermek yerine farklı yöntemler belirlenmelidir.
    • Uygulanacak yöntem çocuk-aile-uzman üçgeninde aynı tutarlılıkla ve kararlılıkla yapılmalıdır.
    • Uygulamanın ilk günlerinde problemli davranış artabilir, tutarlı olarak uygulamaya devam edildiğinde ise sonunda problemli davranış azaltılabilir ya da tamamen söndürülebilir. Aksi söz konusu olduğunda ise müdahele yöntemi değiştirilmelidir.

Davranış Problemleri



                               UYARAN(ÖNCÜL)   à DAVRANIŞ  à SONUÇ






Otizmli çocukların pek çoğu davranış problemleri geliştirmektedir. Bu davranış problemlerinin nedenleri başlıca şu dinamiklere bağlanabilir:
  • Sosyal iletişim için gerekli becerileri gösterememeleri,
  • Sosyal etkileşim kurallarını ve düzenini anlamakta zorluk çekmeleri,
  • Rutinlerinin engellenmesi ve bozulması durumunda yaşadıkları kaygı ve bu duruma bağlı olarak algıladıkları tehdit sonucu panik yaşamaları,
  • Engellenmeye ve /veya değişikliklere karşı toleranslarının düşük olması,
  • Sözel olarak duygu ifadelerini kullanamamaları,
  • İlgi çekme isteği,
  • Davranışlar, olaylar, beceriler ve düşünceler arasındaki bağlantıları anlamakta güçlük çekmeleri,
  • Kazandıkları davranışları ya da becerileri genelleme konusunda zorlanmaları,
  • Empati duygusunun yokluğu,
  • Başarısızlık duygusu,
  • İsteklerinin yerine getirilmemesi.


Davranış problemleri otizmi olan çocukların gelişimlerini ciddi düzeyde engellemekte, yaşamlarını daha da zorlaştırmaktadır.

Otizmli çocuklar engellendiklerinde, rutinleri bozulduğunda, kendilerini ifade edemediklerinde, başarısızlık duygusunu yaşadıklarında, istekleri yerine getirilmediğinde, v.s. diğer insanlara, nesnelere ya da kendilerine karşı problemli davranışlarda bulunabilirler. Bu davranış problemleri; eşyalara zarar verme, diğer insanlara vurma, tükürme, onları ısırma, saç çekme şeklinde olabileceği gibi kendi kafasına vurma ya da kafasını duvara, yere, bir nesneye vurma, kendini ısırma, kendini yerlere atma, çığlık atma, sık sık ağlama gibi çocuğun kendini inciten davranışları şeklinde de olabilmektedir.

Davranış problemlerini değiştirmeye yönelik yöntemlere karar vermeden önce, problemin altında yatan nedenleri anlamaya çalışmak oldukça önemlidir. Ancak bu her zaman mümkün olmayabilir. Bu durumda da davranışı değiştirmeye yönelik bir planla duruma müdahele etmek uygun olacaktır. Bu davranışları değiştirmek için de bilişsel-davranışçı yöntemlerden yararlanılmaktadır.

Güçlük Alanlarına Dair Kısmi Tablo

Acıya karşı duyarsızlık

Aşırı hareketlilik ya da aşırı hareketsizlik

Belirli özellikteki nesnelere bağlanma

Bir neden olmadan strese girme, üzüntü duyma

Diğerleri ile ilişki kurmada zorluk

Ekolali(karşılıklı konuşmayı sürdürmek yerine kendisine söylenenleri aynen tekrar etme)

Fiziksel teması reddetme ya da sık sık isteme

Göz temasının çok az olması ya da hemen hemen hiç olmaması

İhtiyaçlarını belirtmekte zorluk çekme

Klasik öğrenme yöntemlerine karşı duyarsızlık

Motor becerilerde düzensizlik(topa tekme atamaz ama küpleri üst üste dizer)

Nesneleri kendi etrafında çevirme, tıklama, kaşıma, sallama...

Rutin yaşama bağlılık, değişikliklere aşırı tepki verme

Seslere karşı aşırı duyarlılık ya da duyarsızlık(dokunmaya, tada, kokuya ve görsel duyarlılık)

Sürekli aynı oyunları, aynı şekilde oynama, yaratıcılığın olmaması

Tehlikelere karşı duyarsızlık

Uygunsuz ve nedensiz gülme ve ağlama(duygulanımda sorunlar)

Yalnız kalmayı tercih etme




















Güçlük Alanları: Birkaç Ayrıntı

Otizmli bireyler, tanı konmasına neden olmayan ama hem bireyi hem de ailesini etkileyen başka belirtiler de gösterebilir. Otizmi olan bireylerin çok küçük bir kısmı, önemsiz bilgilerin ezberlenmesinden, otistik savantların olağanüstü yeteneklerine kadar değişen bir yelpazede sıradışı yetenekler sergiler.

Algısal uyaranlara karşı alışılmadık tepkiler otizmli çocuklarda daha yaygın ve belirgindir ancak algısal belirtilerin otizmi diğer gelişim bozukluklarından ayırdığına dair yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu tepkilere çocuklarda daha sık rastlanır: Otizmli yetişkinlerde görülmemesine rağmen, otizmli çocuklarda dokunarak algılama bozuklukları olduğunu gösteren birkaç çalışma vardır. Aynı çalışmalar otizmli erişkinlerin karmaşık hafıza ve fikir yürütme konularında daha çok sorunları olduğunu göstermiştir; bu sorunlar yetişkinlerde daha belirgindir. Çeşitli çalışmalar, kas güçsüzlüğü (hipotoni), kaba motor disfonksiyon (apraksi) ve parmak uçlarında yürüme gibi değişik motor bozukluklara rastlandığını göstermiştir; otizmde şiddetli motor bozukluklar görülmez.

Atipik yeme davranışı otizmi olan çocukların dörtte üçünde görülür ve eskiden tanı koymada bir gösterge olarak kullanılırdı. Seçicilik en yaygın sorundur, ama yeme ritüelleri ve yemeği reddetmek gibi sorunlar da ortaya çıkabilir; bunlar yetersiz beslenme ile sonuçlanmaz.


Gelişimsel bozuklukları olan çocuklarda uyku sorunlarının çok yaygın olduğu bilinmektedir, eldeki kanıtlara göre otizmi olan çocukların daha da fazla uyku sorunu bulunduğu görülmüştür. Otizmli çocuklar, uykuya dalmakta zorlanma, sık sık geceleri uyanma ve sabahları erken kalkma gibi sorunlarla karşı karşıya kalabilmektedirler. Otizmi olan çocukların üçte ikisinin uyku sorunları olduğunu belirtilmektedir.

Güçlük Alanları: Sınırlı, Yineleyici Basmakalıp Davranışlar, İlgilenme Düzeyleri ve Faaliyetler


  • Basmakalıp ve yineleyici motor davranışlar (parmak şıklatma, el çırpma, gibi karmaşık tüm bedensel hareketler)
  • İşlevsel olmayan ve alışkanlıkla yapılan gündelik işlere ya da törensel davranış biçimlerine hiç esneklik göstermeden sıkı sıkıya uyma ve bağlılık (rutinler)
  • Gerçek anlam ve amacını bilmeden taklit etme
  • Yaratıcılığın olmayışı
  • Empati duygusunun yokluğu
  • Ayrıntılara aşırı düzeyde takılma ve bütünü görmede zorluk çekme


Otizmli çocuklar ellerini kanat gibi çırparak ileri geri koşma ve/veya kendi etrafında dönme, ellerini sallama, bir nesneye sürekli vurarak ses çıkarma, sallanma, oyuncak bir arabanın tekerleklerini döndürme ve bu hareketi izleme, nesneleri sıralama gibi yineleyici davranışlarda bulunurlar. Bu tip davranışlarla yoğun bir içsel tatmin elde ettikleri görülmekte ve bu tür yineleyici davranışlar kendi kendini uyarım olarak nitelendirilmektedir.

Rutinlerine oldukça bağlıdırlar ve değişikliklere karşı toleransları düşük olabilmektedir. Rutinlerini gerçekleştiremediklerinde ya da bir değişiklik yaşandığında öfke nöbetleri geçirebilirler. 

Güçlük Alanları: İletişimde Niteliksel Bozulma


  • Konuşulan dilin gelişiminde gecikme olması ya da hiç gelişmemiş olması.
  • Konuşması yeterli olan kişilerde, başkalarıyla sözel iletişimi başlatma ya da sürdürmede belirgin bir bozukluğun olması.
  • Basmakalıp ya da yineleyici ya da özel bir dil kullanma.
  • Gelişim düzeyine uygun, çeşitli, imgesel ya da toplumsal taklitlere dayalı oyunları kendiliğinden oynamama.


Otizmli çocuklar el-kol hareketleri gibi iletişim yollarını kullanmazlar. Genelde bir ihtiyaçlarını anlatmak istediklerinde, karşılarındaki kişiyi fiziksel olarak yönlendirirler. Cümle kurabilen otizmli çocuklar da genellikle başkaları ile iletişimi başlatmada ve sürdürmede güçlük çekerler; ya konuşmayı kendi tekellerinde sürdürürler ya da karşılarındaki kişi onlara soru sormazsa konuşmayı keserler.

Otizmli çocuklar genellikle televizyon reklamlarından, programlarından, şarkılardan, müzik kliplerinden ya da tanıdıkları yetişkinlerden duydukları kelime ve cümleleri tekrarlarlar. Ekolali verilen bu sözel tekrarlayıcı taklitte çocuk, genellikle ifadeyi nasıl duyduysa aynı ton ve ahenkle tekrar eder.

Otizmli çocukların dil kullanımlarında görülen bir diğer olağandışı özellik zamirlerin yer değiştirilerek kullanılmasıdır. Çocuk kendisini ifade etmek isterken “ben” yerine “sen” i kullanabilir. Yalnızca dil gelişiminde gerilik yoktur, aynı zamanda dil geliştiğinde de olağandışı olabilmektedir.  

Otizmli çocukların oyunları aşırı düzeyde odaklanan ve böylece onu diğer etkinliklerden yoksun bırakan niteliktedir. Trenler, arabalar gibi oyuncak taşıtlar, rakamlara düşkünlük ve mağazaların reklam logolarına ilgileri bazı sık görülen sınırlı oyunlardandır.

Güçlük Alanları: Sosyal Etkileşimde Niteliksel Bozulma



  • İnsanlara karşı belirgin bir ilgisizlik ve onlardan bağımsız olma hali. Diğer insanlarla ilgilenme, ilgilerini ve başarılarını kendiliğinden paylaşma arayışı içinde olmama.
  • Başka insanlardan gelen ilgileri pasif olarak kabul etme, toplumsal ya da duygusal karşılıklar vermeme.
  • Başka insanlara kendi ilgi ve ihtiyaçları için yönelme.
  • Toplumsal etkileşim sağlamak için yapılan el-kol hareketleri, alınan beden konumu ve duruşu, takınılan yüz ifadesi, göz göze gelmeme gibi sözel olmayan birçok davranışta belirgin bir bozulmanın olması.
  • Toplumsal etkileşimin kurallarını ve düzenini anlayamama durumu.
  • Yaşıtlarıyla gelişimsel düzeyine uygun ilişkiler geliştirememe.

Otizmli çocukların çoğunda sosyal etkileşim bozukluğu oldukça belirgindir ve hem bozulmanın şiddeti hem de sayısı açısından normal popülasyonun dışına çıkmaktadır.

Otizmli çocukların çoğunlukla künt bir yüz ifadeleri vardır. Yaşıtlarının aksine yaşıtları ile sosyal etkileşime girmezler ve yalnız başlarına oynamayı tercih ederler. Diğer insanlarla ilgilerini paylaşma ve eğlenme eğiliminde değildirler. Ebeveynler çocukları ile ilgilendiklerinde, çocuk çok az ilgi gösterir ya da hiç ilgi göstermeyebilir. Sosyal olarak otizmli çocukların başkaları ile etkileşimi oldukça zayıftır, hatta yakın akrabalarını bile görmezden gelebilirler.

Otizmli çocuklar ya çok kısa süreli göz kontağı kurarlar ya da hiç göz kontağı kurmazlar. Bazen sanki bulundukları yerde değillermiş gibi bir duygu yaratırlar ve bazen de karşılarındaki insanları delip geçen bakışları olduğu görülür. Göz kontağı kuran otizmli çocuklar da gözlenmektedir.


Tanınmış otizmli bir profesör olan Temple Grandin, nörotipiklerin sosyal iletişimini anlayamama yetersizliğinden ötürü kendisini "Mars’ta bir antropolog gibi" hissettiğini söylemiştir.


Görülme Sıklığı


Otizmin dünyada görülme sıklığı ırk, kültür ve sosyoekonomik düzey ayırt etmeksizin, yaklaşık olarak seksen sekiz çocukta birdir. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla 4 kat daha fazla görülmektedir. Bunun yanı sıra kız çocuklar erkek çocuklara oranla otizm belirtilerini daha ağır yaşamaktadırlar.


Otizm vakalarının sayısı 1970’lerden beri oldukça fazla oranda artmıştır. Bunun nedeni kısmen tanı koyma yöntemlerindeki değişiklikler, teknolojik gelişmeler, otizm konusundaki farkındalığın artışı gibi nedenlerdir ancak gerçek prevalansın artıp artmadığı anlaşılamamıştır.

Neden?






Otizmin nedenleri ile ilgili ilk kuramlar psikolojik kökenliydi. Bu nedenle otizmin gelişiminde psikolojik etmenler sorumlu tutuldu. Bu dar bakış açısı yerini genetik, biyolojik ve nörolojik etkenlerin önemini destekleyen araştırmalara ve çalışmalara bırakmıştır.

Otizmin nedenleri konusundaki çalışmalar ve araştırmalar devam etmekte ve henüz kesin nedeni ya da nedenleri bilinmemektedir. Ancak otizmin birden çok nedeninin bulunduğu görüşü ağırlık kazanmaktadır. Son yıllarda araştırmacılar genetik, yapısal (beynin bazı bölümlerindeki farklılıklar) ve doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrası dönemleri etkileyen dış etkenler üzerinde yoğunlaşmaktadır.


Otizmin kalıtımsal kökenli olduğu düşünülmektedir ancak kalıtsallığı oldukça karmaşıktır ve otizmin kökeninin çoklu gen etkileşimlerinden mi yoksa ender görülen mutasyonlardan mı kaynaklandığı çok açık değildir. Nadir vakalarda, doğum anomalilerine neden olan etmenlerle yakından bağlantılıdır. Diğer görüşlere göre ise çocuklukta yapılan aşılar gibi nedenler tartışmalıdır ve aşı kökenli varsayımların ikna edici bilimsel kanıtları yoktur. 

Otizm





Otizm; 3 yaşından önce başlayan, şiddeti ve belirtileri bireysel farklılıklar içeren ve yaşam boyu süren, kişinin iletişim becerilerini, davranışlarını ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyen bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Otizm bir spektrum (yelpaze) bozukluğudur. Bir başka deyişle belirtiler her bireyde farklı şekilde ve şiddette gözlenebilmekte ve kendini çok hafiften çok ağıra doğru farklılaşan düzeylerde gösterebilmektedir.Bu belirtiler otizmi, Asperger Sendromu gibi daha hafif seyreden otizmden ayırır.

Otizm beynin birçok kısmını etkiler ama bu etkinin nasıl geliştiği çok iyi anlaşılamamıştır. Ebeveynler genellikle çocuklarının yaşamının ilk iki yılında belirtileri fark eder. Erken eğitimsel müdahaleler çocukların özbakım(kendine bakabilme) becerileri ile sosyal ve iletişimsel beceriler kazanmasına yardımcı olabilir. 

Otizmin henüz bilinen bir tedavisi yoktur. Otizmli çocukların çok azı erişkin olduktan sonra bağımsız yaşayabilmekte, bir kısmı bunda başarılı olabilmektedir.